0 532 6648561
trendefr
trendefr
Sosyal Medya Hesaplarımız

Öğretmenlik Gönül İşidir – Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun

134 kez görüntülendi
Öğretmenlik Gönül İşidir – Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun

Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir. Türkiye’de 1981’den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.

Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmenlik mesleğini, öğretmenin toplumdaki yerini ve önemini belirtmek, saygınlığını artırmak, öğretmenler arasında sevgi, saygı ve dayanışma bağlarını kuvvetlendirmek, mesleğe yeni başlayan aday öğretmenlerin mesleğe kabul törenini gerçekleştirmek ve emekli öğretmenleri saygı ile anmak, mesleğini icra ederken çeşitli saldırılara maruz kalarak şehit düşmüş ve dünyadan ahirete göçmüş öğretmenlerimizi rahmet ve saygı ile anmak amacıyla, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün millet mektepleri başöğretmenliğini kabul ettiği 24 Kasım günü, 1981 yılından bu yana Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

Bugün tüm öğretmenlerimizin hizmetlerine karşılık, saygı ve sevgi ile anıldığı, öğretmen ve öğretmenlik mesleği ile ilgili farkındalığın oluştuğunu güzel bir gündür.

İnsanoğlu var olduğu günden beri onun eğitimi de en az fiziksel varlığı kadar önemli ve değerli kabul edilmiştir. İnsan, içinde doğup büyüdüğü aile ortamında temel bilgileri aldıktan sonra daha donanımlı hale gelmesi için bir terbiyeciye, eğiticiye, öğreticiye yani öğretmene muhtaçtır. İnsan, öğretmen sayesinde ancak ahlakı, maneviyatı, bilgiyi beceriyi, medeniyeti öğrenebilir.

Kültürün ve medeniyetin temelini eğitim öğretim oluşturur ve onun yapıcısı da öğretmendir. Kültür ve medeniyet seviyesini yükseltmiş milletlerin en temel ölçüsü öğretmen ve eğitime verdiği değer ile anlaşılmaktadır. Yarınların daha aydınlık olması, muasır medeniyetin üstüne çıkma hızımız eğitime ve öğretmene verdiğimiz değer oranında olacaktır. Bunu başarmak için fedakârca çalışan öğretmenlerimize saygı ve şükranlarımı arz ediyorum.

Yüce Kitabımız Kuran “Oku!” emiri ile başlamıştır. İnsanlığın en kıymetli öğretmeni olan Sevgili Peygamberimiz “İlim Çin’de dahi olsa onu alınız.” “İlim öğrenmek, kadın-erkek her Müslümana farzdır.” Sözleri öğrenmenin ve öğretmenin değerini ifade etmektedir. Bundan dolayıdır ki biz öğretmenler, üzerimizdeki ağır sorumluluğun bilinci ile hareket etmeli, mesleğimizi en güzel bir şekilde yerine getirmeye gayret etmeliyiz.

Öğretmen çok iyi bilir ki, sevgi olmadan bu mesleğin ideal bir şekilde yapılması mümkün değildir. Öğretmenlerini sevme oranına göre çocuklarımız eğitim öğretimde başarı göstermektedir. Kalbimizde öğrencilerimize duyduğumuz sevgi, onların eğitim öğretim bakımından gelişmesini, kişiliklerinin oluşumunu sağlayan en temel şeydir. Kısaca sevgi öğretmenlik mesleğinin özüdür.

Öğretmen, öğrencilerine ve bütün topluma aydınlanmada liderlik yapma misyonunun sahibidir. Bu nedenle sürekli kendini geliştirmeli, yenilikleri yakından takip etmeli, mesleğinin onurunu ve şerefini her zaman korumalıdır. Bizim her halimiz saygınlığımızı arttırmalıdır.

Devletimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vecizeleri ile sözlerimi tamamlamak istiyorum.

“Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.”

“Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…”

Bu duygu ve düşünceler ile tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlar, öğretmenlerimize başarı, sağlık ve mutluluklar dilerim.

Bugün tüm öğretmenlerimizin hizmetlerine karşılık, unutulmadıklarını gösteren bir gündür.

Öğretmen, insanların kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlayan, yaşamları boyunca kendilerine gerekebilecek bilgileri kazanmalarına yardımcı olan ve topluma arkasını dönmeden toplumun sürekli önünden giden bir gönül eridir. Madem ki gönül eridir, öyleyse karşısına çıkabilecek zorluklar kendisini yıldırmayacaktır, yıldırmamalıdır. İşte gerçek öğretmen zorluklarla başa çıkabilen gerçek bir insandır.

Türk öğretmeni kesinlikle yaşamını öğrencilerine adamış, onların sorunlarını ortadan kaldırmak için elinden gelen her şeyi yapmış, öğrencisine balık vermeyip balık tutmasını öğretmiş, gerektiği yerde gerekli biçimde davranma bilincine erişmiş, her zaman iyinin ve güzelin peşinde koşmuş örnek bir öğretmendir. Ne mutlu ki bu bilince erişen öğretmenlerimizin sayısı günden güne artmaktadır.

Her öğrenci bizim için bir öğretmendir. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Bunun içindir ki öğretmen öğretirken öğrenen insandır ve öğretmen için bu çok büyük bir nimettir. Yeter ki öğretmenlik mesleğine soyunan insan öğrencilerine kapılarını kapamasın, onlardan gelen eleştirileri kulak ardı etmesin. Öğretmen, kendini öğrencilerinde bulan, öğrencilerinin yanında kendini mutlu hisseden, sürekli geliştiren ve gelişen kutsal bir insandır.

Ne mutlu bizlere ki toplumu eğiten insanların arasına katıldık ve ne mutlu bizlere ki sizler gibi birikimli öğretmenlerle baş başayız. Bizler, işe yeni başlayanlar olarak sizlerden gelecek her türlü yardım ve desteğe açığız. Çünkü sizlere güveniyoruz ve öğretmenlik coşkusunu sizler gibi yüreğimizde taşıyoruz. Bizlerdeki bu güven ve coşkunun en büyük nedeni Türkiye’mizin günden güne daha iyiye gitmesinden başka bir şey değildir.

Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlar, öğretmenlerimize yaşamları boyunca sağlık ve mutluluklar dilerim.

Öğretmek, öğretebilmek gibi insanı ve insanlığı yücelten bir eylemin öncüleri,

Sizler bilimin, sanatın, aydınlığın, iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun, kısacası insanı insan yapan tüm değerlerin yaratıcısı, yansıtıcısı ve yaşatıcısı olanlarsınız. Ve eminim ki bir değer yaratmak için verdiğiniz tüm emekleri sevgiyle ve özveriyle yerine getiriyorsunuz.

Öğrenmek ve öğretmek bu dünya var oldukça önemini koruyacak ve öğretmenlik kutsal bir sanat olmayı daima sürdürecek. Görevinizin her anını bu farkındalığın yarattığı bilinçle, hazla ve coşkuyla sürdürmeniz dileğiyle öğretmenler gününüz kutlu olsun.

Sözlerime Fazıl Hüsnü DAĞLARCA’nın “öğretmen”i anlatan o güzel dizeleriyle devam etmek istiyorum:

Bilgi sunağını bir güneş gibi aydınlatan, çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğin mimarlarına dönüştüren değerli öğretmenim,

Bugün sizin gününüz! Sevilmenin ve hatırlanmanın mutluluğuyla dolsun yürekleriniz! Evet belki bugün sizin için önemli bir gün; ama biliyorum ki size sevgiyle ve minnetle bakan bir çift minik gözü görmek, öğrenme hevesiyle yanıp tutuşan küçük dimağları hissetmek sizin için daha büyük bir sevinç kaynağı!

İşte bu yüzden sizin ve kendim için, bilgi susuzluğu hiç dinmeyecek genç bir nesil ve eğitimi uygarlaşmanın en önemli unsuru sayan bir devlet anlayışı diliyorum.

Baş döndürücü bir gelişimin olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu değişim doğal olarak eğitim ve eğitim ile ilgili unsurları da etkilemektedir. Eğitim artık durağan bir süreç olmaktan çıkmış, sürekli sorgulanması gereken dinamik bir süreç haline gelmiştir. Öğrenciye devamlı bilgi yüklemesi yapılan klasik eğitim anlayışı artık geçerliliğini yitirmiştir. Bu anlayış yerine bireye değişen durumların gerektirdiği bilgi ve becerileri kişisel çaba ile öğrenebilme ve öğrendiklerini yaşamın özel durumlarına uygulayabilme yeteneğinin kazandırıldığı yeni bir eğitim anlayışı gelişmiştir. Öğrenciye öğrenmenin öğretildiği bu eğitim anlayışı beraberinde yeni bir öğretmen modelini de getirmektedir.

 

Yeni öğretmen modelinde öğretmen öğrencilerini ayrı ayrı bireyler olarak görür ve değer verir. Her öğrencinin ayrı bir dünya olduğu, topluma mutlaka kazandırılması gereken bir cevher olduğu bilinciyle öğrenciye yaklaşır. Öğrencilerin kalplerini kazanma adına, onlara bir şeyler öğretme adına her fırsatı değerlendirir.

Yeni öğretmen modelinde öğretmen mesai kavramının dar kalıplarını kırmak zorundadır. Öğrencilerinde geliştirmek istediği kişilik özelliklerini kendi davranışlarında göstermesi gerektiğini bilmeli, kendi yaşamadığı şeyleri öğrencilerine anlatırken utanacak kadar civanmert bir kişilik sahibi olmalıdır.

Yeni öğretmen modelinde öğretmen her zaman sorunun değil çözümün bir parçasıdır. Olmazların, yokların, imkânsızlıkların içerisinde dahi Mustafa Kemaller, Fatihler, Mimar Sinanlar yetiştirmeyi kendisine vazgeçilmez bir hedef olarak görmelidir.

Yeni öğretmen modeli aynı zamanda bir Mustafa Kemal modelidir. Yüzyıllardan beri süregelen yanlışlıklar karşısında bile onun gibi dimdik durabilmenin hikâyesidir. Onun dün kara tahta başında başlattığı eğitimdeki yenileşme hareketini bugün bilgisayar ekranı karşısında devam ettirebilme şuurunda olmaktır. Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır sözünü okuduğunda sınıfta bir öğrenciyi değil top yekün bir milleti eğittiğini, bir milletin ruh dünyasına şekil verdiğini bilecek kadar geniş bir vizyon sahibi olmanın ifadesidir.

Değerli Öğretmenlerimiz, Sevgili Öğrenciler, Kıymetli Misafirler, Her çocuk doğası gereği merak ederek öğrenerek gelişir ve büyür. Pek tabii ki bu süreçte öncelikli görev çocuğun ilk eğitimini ve terbiyesini aldığı anne ve babaya düşer fakat okul çağına gelindiğinde devreye öğretmenler girer. Ancak bir gerçek vardır ki o da okul çağına gelmiş olan bu çocuğun tam manasıyla yardıma muhtaç bir halde olduğudur. İşte bu nedenledir ki öğretmenler çocukların ailesinden uzak bulundukları zaman dilimlerinde onların en büyük yardımcısı konumundadırlar zira onlar, çocuklarımıza ihtiyaç duydukları okuma ve yazma becerisi ve bilgi dağarcıklarını geliştirip güçlendirmelerine ve kültürlenmelerine katkı sağlayacak bilgileri sunmakla görevli oldukları halde bunları sunmakla kalmazlar aynı zamanda büyük özveri ve çabalar sergileyerek onların her türlü sorunları ile ellerinden geldiğince ilgilenmek suretiyle adeta onlara ikinci bir aile ortamı ve sıcaklığı sunarlar.

Bu sayededir ki çocuk, sosyal hayata daha hızlı bir şekilde entegre olarak toplum içerisinde bir aidiyet duygusu kazanır ve kendini içinde yaşadığı toplumun ve mensup olduğu milletinin bir parçası olarak görür. Bütün bu

aşamalarda imzası olan öğretmenler, verdikleri eğitim ile aynı yetiştirmekte oldukları bireylerde vatan ve millet sevgisi, fazilet, fedakârlık, düzen, disiplin ve özgüven duygularının gelişmesine de katkı sağlayarak onlara başarıya giden yolu da göstermiş olurlar

Bu gün gelinen noktada; gelişip kalkınmada ve güçlenmede eğitim ve öğretimin yeri inkâr edilemez. Bir toplumun ortaya koyduğu eğitimin kalitesi diğer bir deyişle eğitim ve öğretim sektörüne verdiği ve biçtiği değer onun aynı zamanda gelişmişlik ve kalkınmışlık derecesi ile de alakalı olacaktır. Bu sebeple kültür, sanat, bilim, teknoloji ve ekonomik alanlarda kalkınmış ve ilerlemiş olmak hiç kuşku yok ki eğitim ve öğretim sorunlarını çözmüş toplumlar olmakla mümkün olacaktır.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Atatürk’e “İşte memleketi kurtardınız, şimdi ne yapmak istersiniz” diye sorulduğunda O, “Eğitim Bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir” diyerek eğitim ve öğretime verdiği büyük önemi ifade etmiş ve daha sonrasında memleketin selameti ve istikbali için bu alanda köklü değişikliklere imza atmış, Latin alfabesinin kabul edilmesinden sonra 24 Kasım 1928’de açılan Millet Mektepleri ile okuma yazma seferberliği başlatılmış, bu alanda yürütülen gayret ve çabalara Başöğretmen sıfatıyla katkı sağlamıştır. İşte bu nedenledir ki Millet Mektepleri’nin açıldığı tarih ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, ülkemizde 1981 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Yine Ulu Önder Atatürk bir söylevinde: Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. (1925, İzmir) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 243) demektedir. Bu yüzdendir ki Öğretmenler, insanları eğiten, onlara sorumluluk duygusunu aşılayan, iyiyi doğruyu, güzeli ve faydalı olanı öğreten, ülkemizin geleceği ve teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin kişilik olgusunun istenilen yönde gelişimine katkıda bulunan fedakâr insanlardır. Öğretmenlerimiz üstlendikleri bu görevlerini her zaman en iyi şekilde yerine getirmişler, Başöğretmen Atatürk’e ve yüce milletimize layık olacak bir düstur içerisinde görevlerini yapmışlar ve yapmaya da devam etmektedirler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.